26 Aralık 2007 Çarşamba

ses yok boş
-içi-
dış gibi kafası
mutlu, gururlu..

görme ve hatırlatma,
kızma,
ben de yok gibiyim artık,
son kullanma tarihi var herkesin,
benimki de geldi sonunda..

o da paylaşılmak zorunda
mr.x çok mu lazımsın
o bendim bazen
artık tamamen tek bir benim..
o artık bana benzemiyor nesli tükendi benlerin,
sonu geldi diye uğraşmıyorum ama
"benofob"lar kuşattı efsanenin delta komşuluklarını
değil sadece +/-, bildiniz,
360 derece mutant istanbul..
dedim ya
üzülme bana
kaçış yok zaten,
artık iki şık hayat, kendini aratıyor beş,
ya zombi ol devam et, sus;
ya anla öldüğünü,
boşuna kirletme havayı.

yorgun

hepsi doğal, içi saman dolu..
ne?
ıslak saç ve kırık tarak..
kurumak, tamam ama,
öteki ne olacak??
uçmak mı, düşmek mi??
yoksa çarpmak mı duvara kalp gibi- hepsinin yarısı-
ikilerin başı ve galiba geri kalanların bir şekilde sonu.
hepsinden tehlikelisi;
biliyorum,
en son bu yılı pek bir çok, yine de seveceğim.
bitiş çizgisi kırmızı olmasın ama,
bu yola mavi pek bir gider..

8

yeni yine
yeni gibi değil ama
artık hissediyorum,
eskidim ve hala eskiyorum..
ve sonuncusu şimdi söndü,
uyu artık.

1 Aralık 2007 Cumartesi

1 parçaya böldüm kulağımı

ve paylaştım kendimle

(sol kulak)
yarın yeni
sonraki değil!!

id uyan!!

girdin mi saksına??
bekledin mi öğrettikleri gibi??
sen artık "sen"sin,
yalansın yani sessizliksin karanlıkta
konuştukların ölü artık karanlıkta
ve tek pişmanlığın
taşan damlaları için şişeden..
oysa yalnız değildin bir zamanlar,
hatırla
çelişiktin biraz
yalancıydın da o öldürdüklerine karşı bazen
ama onlardın da sen
şimdi "siz"siz yalnız sen
aslında yabancı artık o kalan tek "sen"e bile karşısı boşluk olunca.
büyüyeceğine daha bir öl hergün,
anlamıyorsan zaten
geçmiş artık
oyalan istiyorsan
ama çoktan doğurdukları fare olmuşsun..
üre ve öl.

ajanda yutan fil

bir
ilk
son
final
uç hep yaşamak gibi
ama mutlak olan sanki tersinde
hepsinin
dışında ve içten 0 da ondan
ama
gerçeksizlik lazım aynaya biraz,
ortada kimse sevmez.
son olmadığı kesinleşti...
tersten herşey ama yazdıkça akıllanıyorum galiba,
tamamen hallolmuş değil herşey ama doğru yoldayım artık.
geçici şeyler bunlar, fazlasıyla hem de, bakarsın yarın gelip başlarım
"yok artık" diye gülmeye yazdıklarıma.
turuncu birilerini arıyorum aylardır,
bu arkadaşın da pek bir turuncu havası var hani,
ordan bağlantıyı kurdum herhalde..
ve tabi unutmadan psikolojik hipermetropluk var bu mütevazi lahanada;
"uzak" olduğu için birilerini gözüne kestirip sonra "yakın"laşmaya başlayınca
görememek-görmek istememek..
garip bir arayış,
arayıp arayıp aradığını bulamama arayışı.
merak ediyorum bir gün kazara bulursam,
daha uzaktaymış gibi gördüğümü,
yani kendimi "koruyacak" vaktim olmazsa??
neyse
merak ettiklerimin arasında bu soru da kaybolur nasılsa,
o kalabalığı bu yüzden seviyorum galiba.
hangisini önce soracağıma karar veremediğim için hiçbirini sormuyorum.
tatlı bir melankoli üstümde; huysuzluğuma kılıf olacak..
rengim mi?
kim demiş turuncu,
griyim bayaadır,
arada bi beyaza kaçıyorum.