20 Ağustos 2009 Perşembe

?

Dünden beri düşünüyorum da,
mantıklı olmak istemiyorum sanırım.
Olması gereken yerine olmasını istediğin olsaydı keşke cevap.
(?)

26 Mart 2009 Perşembe

""c'est un garçon sans importance collective,
c'est tout juste un individu.""
kimine taş sektirirken gelir,

kimine uykusu kaçınca..

çizginin inceldiğini duydum daha o zamandan.

Bir de üstüne o zamanların çaresizliği eklendi,

ve olanlar kreşe gitmezden önce oldu.

Teşebbüs ettim daha o zamandan

yaşamaya.



ama bilmediğini de bilmeden o zamanlar.

çocuk

şimdiki kadar olgun

belki şu andan daha az çocuk.

şaşırmak anlamsız,

bir taraflardan büyümek icap ediyordu,

orayı seçtim.

12 Kasım 2008 Çarşamba

banktaki hümanist,
-istanbulun en gerçeği-
bildiğin kedi..
kendisi için birşey istiyosa namert.
Ama yemeğini paylaşabilir.
Kafalar karıştı.
bende seninki var
sende onun,
onda kedinin,
kedide kafa yok ama;
ona hiçlik karıştı.(-mış..)
bilerek yapadım.

30 Ekim 2008 Perşembe

nasıl devam eder diye soracaksan

önce nasıl tenezzül gibi kelimeleri kullanmaya nasıl tenezzül ettiğimi duy,

gözlerimin arkasında benim elli katım yaşında bi konserve kutusu var.

kulağımdan içeri kaçan kelimeler sayısız kez seker içeride,

durduramıyorum.

düşündüğümü söyleyemem,

sadece söylediğimi düşünebilirim.

ama bi yandan da düşünürken söylemek istediğimi söyleyemeyebilirim.

-sadece bazen-

burnum akıyorsa bunların hiçbiri umrumda olmaz

o zaman düşünebiliyorum konuşmadan da.

garip şey şu burun,

iyi ki var..
goladkinlerin ötekisi pek bi çocuk,
o ama ne kadarını biliyo karanlıkta uçarken bilmem.
gülme, sıradan artık bunlar,
seri üretimle tüm şehre kanat bile takılır,
-makul fiyata ve itina ile hem de-
ve uçarken bile ancak bi kaz kadar özgür olunur böylece..

yani bütün bu hafiflik böyle başlar.
zannettğin gibi değil,
tamamen mallıktan.

13 Temmuz 2008 Pazar

(eski)

2 günlük ölüm

umarım sonrası yoktur,

çünkü sonsuza kadar sürücek olsaydı cansızlık...



hemstırlığım da boyut değiştirdi,

yeni çarkım masallar,

satır satır hepsinin üstünde koşuyorum.

tekbaşınayken aynı etkiyi yaratıyo,

yüzmek, haşlanmak, batmak, uyanıp tekrar başlamak..

5 Temmuz 2008 Cumartesi

garip bi durum yine uçan balon yutmuş gibiyim.

yerde olmamak her zaman uçmak demek diil,

yeni yeni uyanıyorum.

geç anlaşılanlar listesi++..

zamanın geçtiğini artık hissedemiyorum,

başlangıçta buydu amaç,

beklemekten sıkılan sıkılgan sebze aynadaydı,

sırıtıyodu,

haşladım ben onu,

bi baktım, dökülmüş dişleri.

ben anlamaya çalışırken

o dediki

dişsiz daha kolay,

uçmak da düşmek de,

yüzerim de hem belki,

o bile gıdıklıyodur sadece.

bekle ama, daha emin diilim sonuncudan,

haftaya sor, geldi mi son sayın de bana,

sanırım, hayır, daha değil,

bekle biraz daha derim,

beklersin sen de biraz.

fazla bekle dersem şöyle bi silkeleyip paçamdan dökülene cevap diyebilirsin,

beğenmezsen de inanma,

sorarsın başka birilerine,

onları da beğenmezsen,

bi şehir insan var kapının arkasında,

biraz ararsın belki ama bulamaman imkansız,

biliyosun.

?!

bunu yazmaya üşenmediğime göre belki de tam olarak da bilmiyosun..

her neyse,

kulaklarım ve ses tellerim aynı anda çalışabildiği için burnuma minnettarım,

sesimi duymak da 1. elden görüntüme ulaşmak kadar imkansız olsaydı,

mantıklı olduğunu zannedebilirdim kafamdakilerin.

mutluyum, tamamının farkına varmamın imkansız olduğunun farkındayım.

tamamının farkına varabileceğimi zannedebilirsem birgün,

zaten silerim bunları.

16 Mart 2008 Pazar

acemi yalancı

hayır vazgeçtim id,
uyu sen yine en iyisi,
gürültü de yapma,
ve büyü bi yandan ..
köşe falan kalmamış gerçekten,
korumak için saklamak demek,
farkında olmadan bütün köşeleri budamak demek..
_kim bilir, belki daha kolay göründü böyle vedalaşmak_
_belki hepsinin farkındaydın başından beri_
.

14 Mart 2008 Cuma

"question answers answer questions"_ ya da tam tersi...

saman nezlesi, karanlık oda ve aydınlık sokaklar.

bahar bahar yaşamak güzel,

ve ben sek yine (karışmam ki..)

"yeni" de gittikçe

cetvelle çizilmiş gibi herşey,

tek eksik deniz,

az biraz da güneş..

(şimdi burda kocaman sırıt!)

6 Mart 2008 Perşembe

kafka

dostoyevski

e bi de vonnegut şimdi buraya,

ortalık karıştıkça karışıyor,

sonraki perdeyi heyecanla beklemekteyiz..



bi de çehov çıkıyodu aradan biyerlerden,

unuttum bak gitti!



belki gerisi de vardı,

kaynadı gitti.

belki onlar orda hala

ben sinek kaynadım gitti.

yine çaldım çırptım,

benden başkası anlar mı,

anlasa uğraşır mı,

bilmem, bu da oldu gitti.

29 Şubat 2008 Cuma

çok eskiden.
ben eskiden bitirirdim hepsini,
ya da durduk yere başlamazdım.


o kadar saf temiz sevilmem bundan sonra biliyorum,
aslında o mu çocukluğum mu özlediğim?
nedir sorun anlayamadım yıllardır,
ama pişmanlık hep en etkin faktördü
hepsinde denklemlerimin..
birileri çizse benim yerime çizgimi,
üstünde yürümek kalsa bana,
yanlış yere çıkınca yolun sonu
kalem olsa kızdığım,
barışsam sonunda kendimle,
ya da küsmesem hiç en başından.

bana yasaklanmalı bu kip,
varsayımlarımda yaşamak olmamalı doğrusu,
ve "doğru"yu çıkarmalı sözlüğümden,
kavrayamadığım kavramlar,
sonsuz dilekler,
burnumun ucuna yapışmış "en"ler,oyunlar..
"gereklilik"ten sonraya ne kalır benden geri,
meçhul orası
ama ideal "fa" kıpırdamaz yerinden,
en azından susmam, çınlarım,
yansırım duvarlardan,
duyan da olur belki,
ama o değil önemli olan,
değişir yönüm her engelde,
konrtolsüz, evet..
ama sonsuz da,
ve gerçek ihtiyaç, ihtiyaç duymamak yine,
ona tek yol görünen.
noktasız

19 Şubat 2008 Salı

bulutsuz deniz,
çıplak martı,
iskelede oyalananlar yavaştan kokuşmuş gibi,

anlaşılmayan benek;
-bendeki-
nasıl bu kadar hızlı bekliyorlar
kimse sıkılmaz muhtemelen,
daha yeni yeni eskiyor üçü..
biri pek taze daha,
ya da en azından GİBİ..
uçardım, biliyorsun,
ayakkabıma kum kaçtı ama,
sen git, geliyorum arkandan.
görüyorsun,
susabiliyorum bazen
biliyorsun niye sustuğumu,
niye sustuğumu bil diye susuyorum.
.

*

yıldızın söndüğünü asırlar sonra anlamak gibi,
aslında şimdi yok
.
.
tersineymiş geçiş..

ters hangisiydi hatırlıyor musun?
alışılanın tersine difüzyon zor değil,
kendinden korkuyorsan bir de üstüne,
zaten bu bir seçim bile değil..
anlayıncaya kadar oyalan kendi aynanla,
anlayınca gerçekte kendini anlayamadığını,
yansıyanın da,
yazdıklarının da sen olmadığını
hala seni yansıtabilecek iki göz varsa etrafında,
onlardan bakana affettir o tanıyamadığını,

başkaları mıdır cehennem,
yoksa fark etmeden-edemeden
başkası olmak mı?

11 Şubat 2008 Pazartesi

bu gerçek hayat
öyle şeyler olmaz
hep beraber korkarız genelde
farklıymış gibi de görünmez hani,
filmler için nasıl normali "o"ysa,
gerçekler için de "bu"dur.
sinir yapmaya gerek yok
ne bu,
düzgün olmaya iyice hiç gerek yok.
imla kurallarına da..
yok ben ve hatta yer gök düşük cümle..
zaten olsa da gerçek değil, hesaplanmış gerçek yalan gibi dedim ya dün içimden
imkan-sız-lık çok mümkün ve rahat ve hep güler aslında
o kurban zaten hep
içi rahat, koşullar el vermedi, sağlık olsun
son virgül gibi boşvermiş
boş hatta hata
zorlasan bir türlü,
bıraksan bir türlü
r var hep
okuyan yok
tersine doğmak;
ikinci viraj
-muhtemelen de son-
bütünden eksiğe gidiş şimdi,
zamanı çoktan gelmiş olmalı,
eksik, hissediyorum,
nefes almak bile imkansız -siz..
ve bir benzerlik daha:
öncekinin de bana ihtiyacı yoktu,
aynı senin gibi
ama ben mecburdum, ve mecburum..
sonu yok
anlamsız izler kağıtta
ve fonda aptal bir gülümseme
iyiki parlaksız göremez kimse senden (-deki) beni
kıpırdamaya korkuyorum
o kadar farklı yön var ki,
başlarsam bitirdiğimde saçılmak kaçınılmaz
biliyorum
bendeki benleri korumak sanki tek derdim,
belki de öyleydi başından beri..
tek göz brezilyadan geçti,
öteki, mardin elzığ şırnak..
daha bir serseri sanki ikincisi
ötekinin de aşağı kalır yanı yok hani,
bildim bileli çılgın bakar,
daha bi soğuk sever,
yukardadır aklı yine belki de
kim bilir??
ben de uçar mıyım gözlerim gibi??
belki bir gün ipini bağlar biri ben kopuk uçurtmanın..
şimdilik hayal gibi,
ama bağlanamadan uçmak da zormuş,
gördüm gözlerimle,
sadece uçanlarla değil,
yerdekilerle de gördüm.

9 Şubat 2008 Cumartesi

zor tabi beklemek

bi de ne için beklediğimi anlasam

belki korkmam

sıkılmaktan sıkıldım

susmakla kalmadım sanki

aksini söyler gibi sustum

susar gibi saklandım ve sakladım da

ama kahvem var

soğuyor mu hala bilmem

ama

iyileştirdiği kesin

haftalar önce yaptığı gibi

yine devam edebildiğime göre bu işin arkasında

kesinlikle doğaüstü, dünyadışı birşeyler var

mis kokulu

bok rengi ab-ı hayat..